Evliliğin ilk aşamasında yaşanan sorunlar ve çözüm yolları


Evliliğin ilk aşamasında yaşanan sorunlar ve çözüm yolları

İstenilen ilişki sorumluluk demektir. Herkes de bu sorumluluğu taşıması malesef mümkün olmuyor.

Taraflar evliliğin ilk 3 yılını daha çok yeni ortama – aile ortamına uyum gibi değerlendirmeli, karşı tarafın aile üyelerini tanımaya çalışmalı, beklediklerinin nelerden ibaret olduğuna dikkat etmelidirler.

Adaptasyonu doğru şekilde geçen aileler zamanla daha dayanıklı aile modeline dönüşürler.

Önce onu dikkatinize ulaştıralım ki, her birey aile kurmadan önce – aile psikolojisinde buna Mona “mono – tek demekti” – kendi kişisel yaşam tarzına sahip olur. Kendisini kısmen de olsa, bu sistemin içinde rahat hissediyor. Dikkat ederseniz, bazen aile kuran çiftler bunu ebeveynlerin ya da çevrenin diqtesi ile hayata geçirdiklerini iddia ediyorlar. Söylediklerinde bir ölçüde de gerçeğin payı var. Çünkü, her ilişki sorumluluk demektir. Herkes de bu sorumluluğu taşımak mümkün olmuyor. sığortalana için bilinçaltı olarak bu gibi olayları da ortaya atıyorlar. İstatistiklerde gösterir ki , taraflar arasındaki ilişkilerin ilk aşamasında probleme o derecede de rastlanmıyor. Sebep birbirini tanımak, karşı tarafa kendisinin daha çok olumlu özelliklerini göstermek isteğidir. Ancak her insan şu veya bu derecede eksik herhangi özelliklere sahiptir. Zaman geçtikçe artık bu eksik özellikler ilişkilere olumsuz etkisini göstermeye başlar. Bu durum özellikle ilk evlilik aşamasında gerçekleşir. Sebep de tarafların zamanının çoğunu bir arada geçirmeleri, olumsuz özellikleri öğrenmeleri olur. Taraflar bunu şahsına karşı yöneldiği sonucuna gelir.Dikkate almak gerekir ki, bu karakterden kaynaklanan bir husustur ve tüm insanlara karşı karşı kendini gösterir.Bu nedenle taraflar buna anlayış göstermeli, değişikliğinden daha çok uyum çalışmalıdırlar. Örneğin, erkek veya kızın baba evine aşırı bağlı olmaları. Bu hale anlayış gösterilmeli, yavaş yavaş bunun çözümü içinadımlar atılmalıdır. Genellikle taraflar bunu bir an önce çözmeye çalışırlar. Sonuç alamayınca ise ilişkiler soğumaya başlıyor, sonda ise ayrılığa da yol açıyor.

Bu nedenle taraflar evliliğin ilk 3 yılını daha çok yeni ortama – aile ortamına uyum gibi değerlendirmeli, karşı tarafın aile üyelerini tanımaya çalışmalı, beklediklerinin nelerden ibaret olduğuna dikkat etmelidirler. Statistika gösterir ki, bu dönemde adaptasyonu doğru şekilde geçen aileler zamanla daha dayanıklı aile modeline dönüşürler.Yeni aile kurup boşanan çiftler ise zamanla hangi noktaları doğru keçmədiklərini anlıyor, ancak bu, hiç de hep ailenin yeniden birleşmesi ile neticelenir. Bu nedenle böyle durumlarda taraflar sorunu öznel değerlendirmekten daha çok uzman desteği çözmeye öncelik vermelidirler.

Dikkat gerektiren başka bir husus, aile kuran tarafların kişisel psikolojik özelliklerinin dikkate alınmasıdır. Bazen önceki davran herhangi travmatik olay yaşamış genç zamanla onu yeni ilişkisine de aktarmaya başlar. Kuşkusuz, süreç onun isteğinden öte, bilinçaltı olarak oluşur. Bu da sonuçta ilişkilerin bozulmasına, ailenin dağılmasına, aile içi çatışmalara yol açıyor. Bu durumda iyi olurdu ki, birey psikolojik travmanın çözümünden sonra ilişki kurmayı karara alsın. Çünkü, bundan sonra kurulan ilişki daha dayanıklı olur ve sağlıklı temel üzerinde şekillenir.

Aile kurup mutlu olmak hepimizin arzusudur. Belki de en büyük arzumuzdur. Bu nedenle burada sadece sevgi değil, mantıksal bir yaklaşım da gereklidir.

Ailemizi korumak arzusu ile …

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+


Eklenme Tarihi: 12 Nisan 2016

Konu hakkında mesaj gönderin